| Two years ago I went to China. |
Çin'e iki yıl önce gittim. |
 |
| I went to China two years ago. |
Ben iki yıl önce Çin'e gittim. |
 |
| I heard there's a lot of MILFs in China. |
Çin'de bir sürü alımlı evli kadın olduğunu duydum. |
 |
| Tom refuses to buy anything made in China. |
Tom Çinde yapılmış bir şeyi almayı reddediyor. |
 |
| He visited China in 1998. |
O, 1998 yılında Çin'i ziyaret etti. |
 |
| The handbag you bought in China is cheap-looking. |
Çin'den aldığın el çantası ucuz gözüküyor. |
 |
| Japan's most important opponent was China. |
Japonya'nın en önemli rakibi Çin'di. |
 |
| Relations between China and Japan have been tense recently. |
Çin ve Japonya arasındaki ilişkiler son zamanlarda gergin olmuştur. |
 |
| China is working to modernize its weapons program. |
Çin, silah programını modernleştirmek için çalışıyor. |
 |
| In the summer of that year, more Japanese troops moved into China. |
O yılın yaz aylarında daha fazla Japon askeri Çin'e hareket etti. |
 |
| Japan launched a new invasion of China in July, 1937. |
Japonya, 1937 Temmuz ayında yeni bir Çin işgali başlattı. |
 |
| Tom bought some mosquito nets made in China to give to his friends. |
Tom arkadaşlarına vermek için Çin'de yapılmış bir miktar cibinlik aldı. |
 |