| I know you think highly of them. |
Onları ziyadesiyle düşündüğünü biliyorum. |
 |
| I know you think highly of him. |
Onu çok düşündüğünü biliyorum. |
 |
| I know you think highly of her. |
Onu bir hayli düşündüğünü biliyorum. |
 |
| That's highly unlikely to happen. |
Onun olması son derece düşük. |
 |
| Tom is highly intelligent. |
Tom oldukça zeki. |
 |
| I highly recommend it. |
Bunu son derece tavsiye ederim. |
 |
| I highly recommend her. |
Ziyadesiyle onu tavsiye ederim. |
 |
| I highly recommend him. |
Ziyadesiyle onu tavsiye ederim. |
 |
| I highly recommend them. |
Ziyadesiyle onları tavsiye ederim. |
 |
| This is highly unusual. |
Bu epeyce sıra dışı. |
 |
| This is highly illegal. |
Bu oldukça yasa dışı. |
 |
| It's highly improbable. |
Bu oldukça imkansız. |
 |
| I highly doubt Tom wants to see you. |
Tom'un seni görmek istediğinden hayli şüpheliyim. |
 |
| I would highly recommend it. |
Bunu son derece tavsiye ederim. |
 |
| Tom is highly qualified. |
Tom oldukça nitelikli. |
 |
| This movie is highly recommended. |
Bu film oldukça tavsiye ediliyor. |
 |
| Mary was highly offended by what Tom had said. |
Mary, Tom'un söylemiş olduklarından çok rencide oldu. |
 |
| Your advice is highly appreciated. |
Tavsiyen son derece takdir edilir. |
 |
| Heroin is highly addictive. |
Eroin yüksek derecede bağımlılık yapar. |
 |
| Tom is a highly-respected community leader. |
Tom oldukça saygın bir toplum lideri. |
 |